• Black Twitter Icon
  • Black Instagram Icon
  • Black YouTube Icon

© 2019 by Psikolog Umut Vera Tuna.

  • umut vera tuna

Evliligin koruyucu maddesi: Degisim

En son güncellendiği tarih: Oca 21


Mutlu evliliğin 5 altın kuralı” gibi ifadelere inanmıyorum. İnsanların farklı demografik özellikleriyle beraber değişik karakter yapılarının olması, bizi sayısız evlilik kombinasyonuna götürür. Bir de mutluluğun, kişiden kişiye değişken bir olgu olduğunu hesaba katarsak evliliği tek bir şekilde formülüze etmek imkânsız hale gelir.

HER ÇİFTİN KENDİ EVLİLİK DENKLEMLERİ VAR

Başlangıçta bu denklemler basittir. Evlilikten beklentiler ortaya konur ve onlara nasıl ulaşılacağı da teoride bellidir. Evlendikten sonra karakterde daha önce bilinmeyen taraflar keşfedildikçe, çevresel şartlar farklılaştıkça ve birlikteliğin bireylikten başkalığı anlaşıldıkça herşey daha komplike hale gelir. Genele mal olan basit denklemler, ilişkiye özel çok bilinmeyenli denklemler haline gelir.

EVLİLİK BİLİNMEZLİKTİR

Kadın değişir, anne olur mesela, erkek değişir baba olur. Sadece ebeveyn kimliği olarak değil, hasta olur, işsiz olur, zengin olur, sarhoş olur. Evlilik, öngörülmesi pek mümkün olmayan bir bilinmezliktir.

Nikâh memuru da, bu bilinmezliğe vurgu yapar. İyi günde, kötü günde, hastalıkta, sağlıkta… kâbul ediyor musun? Ve insan bildiği için değil, iyiyi düşlediği için EVET der.

Bu soruda sadece sadakat değil, hayatın değişkenliğine uyum becerisi de sorgulanıyor. Bu beceri bir koruyucu madde niteliğinde, evliliklerin uzun ömürlü olmasını sağlar. İnsan değişime ne kadar açıksa, kendini farklılaşan durumlara o kadar kolay adapte edebilir. Kusurlarını farkeder, değiştirir ve kendini değiştirdiği için ilişkisi gelişir.

BİLİNMEZLİĞİN ÇARESİ DEĞİŞİMDİR

İnsan olduğu gibi kalmaz, evliliğin başında bildiği basit denklemlerle komplike durumları çözmeyeceğini bilir ve daha geniş düşünmeye başlar. Sorunu çözmeye bir bahane olarak “karakterim bu” demez ve her karakterde her sorunu çözebilecek bir tarafın olduğuna inanır. Kendinde o yanı bulmaya çalışır, yoksa da olması için uğraşır.

“Ben buyumcular” kabul bekler, “Değişimciler” kabul eder. Hatasını kabul eder, yanlışını itiraf eder. Kulakları açıktır ve dinler. Dinlemek ilişkileri iyileştirir, yargılamadan hareket etmeyi öğretir. Yargılamadığı için, bir hata ve kusurda eşini silmez, evliliğini bitirmez. Kendisinin değişeceğini düşündüğü gibi, eşinin de düzeleceğine inanır ve buna çaba sarfeder.

NASIL DEĞİŞEBİLİRİM?

Değişim kolay değil. İnsan beyni otomatik olarak değişmeye direnç gösterir. Bu yüzden zihnin konfor alanından sıyrılmak için ciddi manada enerji sarfetmek gerekir. Bu zorluğun neticesi olarak da kişi, evliliğindeki olumsuz durumlar karşısında, kendini değiştirmekten ziyade daha kolay olanı tercih eder; örneğin terketmek veya suçlamak.

Beyin birbirine zıt iki görüşü aynı anda tutamadığından, hem suçlayıp hem değişmek mümkün değil. Dolayısıyla, değişime açık olabilme yetisi kazanmak veya mevcut değişim kapasitesini artırmak için, önce buna engel olan uyumsuz düşünceleri (suçlamak gibi) tanımlamalısınız ve sonra iradi olarak onların yerini “değişebilirim” inancına bırakmalısınız.

değil. Dolayısıyla, değişime açık olabilme yetisi kazanmak veya mevcut değişim kapasitesini artırmak için, önce buna engel olan uyumsuz düşünceleri (suçlamak gibi) tanımlamalısınız ve

sonra iradi olarak onların yerini “değişebilirim” inancına bırakmalısınız.


746 görüntüleme